GURBETTEN - SILAYA
MEKTUP
Burası çok tuhaf, kardeşim Kemal.
Kabuk başka burada, öz başka burda.
Tarif edilmiyor, yazmakla ahval.
Bahar başka burda, yaz başka burda.
Çiçekler kokusuz, petekler balsız.
Gönüller pas tutmuş, irade hissiz.
Herkes birer robot, kör, sağır, dilsiz.
Kulak başka burda, göz başka burda.
Rezaletin adı, olmuş medeni.
Gel de gör bunları taklit edeni.
Harap ediyorlar, sağlam bedeni.
Eğri başka burda, düz başka burda.
Ücrette anlaşma sağlayamazsın.
Öğle görmek ile anlayamazsın.
Erkek mi, kadın mı tanıyamazsın.
Oğlan başka burda, kız başka burda.
Kirli şeyler çoktur, utanırım yazmaya.
Müstehcenlik yaygın, kalmamış haya,
Yerlisi binekli, yabancı yaya.
Yollar başka burda, iz başka burda.
Mikrobu bulaşık, işi dolaşık.
Genci, ihtiyarı, dünyaya aşık.
Renkler bile burda karma karışık.
Beyaz başka burda, boz başka burda.
Gül dalına baykuş konmuş ötüyor.
Gurbette çilemiz bize yetiyor.
Elma ağacında armut bitiyor.
Limon başka burda, muz başka burda.
Belki diyeceksin şimdilik yeter.
Sende bana vatanımdan haber ver.
Kardeş,mektubunu acele gönder.
Sukut başka burda, söz başka burda.
(Almanya’da çalışan bir kardeşimizden)
Herkese saygı, sevgi ve selamlar
H A Y A T T A N
M E Z A R A
Hayat bir nefestir aldığın kadar
Hayat bir kafestir kaldığın kadar
Hayat bir hevestir daldığın kadar
Önün mezar sonun mezar, unutma!
Hayat bir muamma çözdüğün kadar
Hayat bir seyahat gezdiğin kadar
Hayat bir duygudur sezdiğin kadar
Yönün mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir yaygıdır, yaydığın kadar
Hayat bir saygıdır, saydığın kadar
Hayat bir kaygıdır, duyduğun kadar
Yönün mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir çıkıştır, çıktığın kadar
Hayat bir bakıştır, baktığın kadar
Hayat bir bıkıştır, bıktığın kadar
Önün mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir rüyadır, yorduğun kadar
Hayat bir cevaptır, sorduğun kadar
Hayat bir seraptır, gördüğün kadar
Yönün mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir olgudur, olduğun kadar
Hayat bir dolgudur, dolduğun kadar
Hayat bir bulgudur, bulduğun kadar
Önün mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir yol, onda yokuş iniş var
Geldiğimiz gibi, bir de dönüş var
Sonunda tahtadan at'a biniş var
Önün mezar, sonun mezar unutma!
Öyle, ya da böyle, yol gidiliyor
Hiç bitmez sanılan ömür bitiyor
Herkes yaptığından hesap veriyor
Hesaba hazır ol, sakın unutma!
Gönderen:
İlhan YILDIRIM
Tarih:02 Şubat 2009, Pazartesi
11:48
DEDEDEN TORUNUNA HOŞ NASİHATLER
(İlgililerin istifadesine sunulur, herkes kendine düşen
payı almalı)
( İlhan YILDIRIM )
(1)
Ey oğul, sesimi dinle kulak ver!
Kulağa giren söz ta cana değer,
El atına binen pek çabuk iner,
Tez eskir, iğreti kaftan demişler.
Yetim malın, sakın malına katma!
Veresiye hiçbir mal alıp, satma!
El için kendini ateşe atma!
Gemiyi kurtaran kaptan demişler.
El ağzı tutulmaz, her sözü duyma!
Bugünkü işini yarına koyma!
İnsanı kamil ol, nefsine uyma!
Seni aldatmasın şeytan demişler.
Kendin çalış, uğraş, yandır ocağı,
Verseler de alma, namert yamağı,
Ortak bir inekten, yeğdir buzağı,
Belli olsun alan, satan demişler.
Bil, mazlumun ahı hiç yerde kalmaz,
Meseldir, atılan ok geri gelmez,
Dost uyur, su uyur, düşman uyumaz,
Dost olmaz eski düşman demişler.
İstersin ki, hayır gele başına,
Hayır de her yerde daim işine,
Felek ağı katar bir gün aşına
Devir döner, geçer devran demişler.
Sular gibi, nehri hebaya akma,
Kendi ayıbına bak, gayriye bakma,
Gördüğün deliğe parmağın sokma,
Ya akrep çıkar, ya yılan demişler.
Diline geleni söyleme öyle,
Demesinler sana el şöyle, böyle,
Yüz dinle, bin düşün, bir tek söz söyle,
Sözünden bilinir insan demişler.
(2)
Dünyada serseri gibi gezersen,
İblis gibi doğru yoldan azarsan,
Eli düşürmeye kuyu kazarsan,
Elden önce düşer, kazan demişler.
El için ağlayan gözünden olur,
Kızını dövmeyen dizinden olur,
Her şeyin çokluğu azından olur,
Aza kanaat et, her an demişler.
Dikensiz gül olmaz demiş atalar,
Gün geçer, kin geçmez demiş atalar,
Babası oğluna bir bağ bağışlar,
Sonra, üzüm vermez oğlan demişler.
Cömert, cömert derler, maldan ederler,
Yiğit, yiğit derler, candan ederler,
Çobansız koyunu kurt kapar derler,
Ağlamazmış kendi düşen demişler.
Dinle bir nasihat edeyim sana,
Hayır dile, hayır gelsin başına,
Düşman zehir katar bir gün aşına,
Dişini göstermez kaplan demişler.
Bir baş kuru soğan kazan kokutur,
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
Kalp kırayım deme, ustası yoktur.
Zulümle yıkılır, cihan demişler.
İstersen yuvanda daima şenlik,
Dilersen evinde dirlik, düzenlik,
Varlıkta darlık yok, yoklukta birlik.
Gece-gündüz çalış kazan demişler.
Karlı olur yüksek dağların başı,
Yiğidin yiğittir hep arkadaşı,
Lodos eser ise yeşertir dalı,
Ayağını gevşek basma demişler.
Gönderen:
İlhan Yıldırım
Tarih:
11 Şubat 2009, Çarşamba
14:25
BİRLİĞE SEVDALIYIM
Gül gelse de deste deste,
Gönül hicran ile yasta,
Selamı gelmeyen dosta,
Hiç destursuz varılır mı?
Vefa kalmayınca kulda,
Anılar aradım pulda,
Kişi dosta giden yolda,
Yürümekle yorulur mu?
Bülbül uzak kalsa gülden,
Haber bekler esen yelden,
Sevenler sevse gönülden,
Birbirine darılır mı?
Hakk'ın yoluna düşmeden,
Benlik dağını aşmadan,
Münker ile savaşmadan,
Kula Cennet verilir mi?
Dostlarıma gül dalıyım,
Münker ile kavgalıyım,
Ben birliğe sevdalıyım,
Acep bir gün kurulur mu?
Gönderen: İlhan
YILDIRIM
Eklenme
Zamanı:14.10.2009, 09:36:41
DARMADAĞIN
Çıktım seyreyledim gelip geçeni,
Beşeri süsleyen ar darmadağın....
Düşe kalka yol alıyor yolcular,
Akıyor sel gibi ter darmadağın...
Garp şarabı nahoş etmiş yolcuyu,
Sallanıp gidiyor ser darmadağın...
Beden, elbiseden sıyrılıp çıkmış,
Mahremiyet kurban, sır darmadağın...
Rehber ile yolcu karmakarışık,
Gören darmadağın, kör darmadağın...
Feragat tahtına "benlik" oturmuş,
Dostlar pare, pare, yar darmadağın...
Halbuki kervandan uzak kalanı,
Kurtlar parçalarda yer darmadağın...
Direnirse ayak "birlik" yolunda,
Uyma o'na zinhar, kır darmadağın.
Gönderen:
İlhan YILDIRIM
Tarih:24 Eylül 2009
GURBETTEN - SILAYA
MEKTUP
Burası çok tuhaf,
kardeşim Kemal.
Kabuk başka burada,
öz başka burda.
Tarif edilmiyor,
yazmakla ahval.
Bahar başka burda,
yaz başka burda.
Çiçekler kokusuz,
petekler balsız.
Gönüller pas tutmuş,
irade hissiz.
Herkes birer robot,
kör, sağır, dilsiz.
Kulak başka burda,
göz başka burda.
Rezaletin adı, olmuş
medeni.
Gel de gör bunları
taklit edeni.
Harap ediyorlar,
sağlam bedeni.
Eğri başka burda,
düz başka burda.
Ücrette anlaşma
sağlayamazsın.
Öğle görmek ile
anlayamazsın.
Erkek mi, kadın mı
tanıyamazsın.
Oğlan başka burda,
kız başka burda.
Kirli şeyler çoktur,
utanırım yazmaya.
Müstehcenlik yaygın,
kalmamış haya,
Yerlisi binekli,
yabancı yaya.
Yollar başka burda,
iz başka burda.
Mikrobu bulaşık, işi
dolaşık.
Genci, ihtiyarı,
dünyaya aşık.
Renkler bile burda
karma karışık.
Beyaz başka burda,
boz başka burda.
Gül dalına baykuş
konmuş ötüyor.
Gurbette çilemiz
bize yetiyor.
Elma ağacında armut
bitiyor.
Limon başka burda,
muz başka burda.
Belki diyeceksin
şimdilik yeter.
Sende bana
vatanımdan haber ver.
Kardeş,mektubunu
acele gönder.
Sukut başka burda,
söz başka burda.
(Almanya’da
çalışan bir kardeşimizden)
Herkese saygı, sevgi
ve selamlar
Gönderen:
İlhan YILDIRIM
Tarih:27 Şubat 2009,
Cuma08:22
H A Y A T T A N
M E Z A R A
Hayat bir nefestir
aldığın kadar
Hayat bir kafestir
kaldığın kadar
Hayat bir hevestir
daldığın kadar
Önün mezar sonun
mezar, unutma!
Hayat
bir muamma çözdüğün kadar
Hayat
bir seyahat gezdiğin kadar
Hayat
bir duygudur sezdiğin kadar
Yönün
mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir yaygıdır,
yaydığın kadar
Hayat bir saygıdır,
saydığın kadar
Hayat bir kaygıdır,
duyduğun kadar
Yönün mezar, sonun
mezar, unutma!
Hayat
bir çıkıştır, çıktığın kadar
Hayat
bir bakıştır, baktığın kadar
Hayat
bir bıkıştır, bıktığın kadar
Önün
mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir rüyadır,
yorduğun kadar
Hayat bir cevaptır,
sorduğun kadar
Hayat bir seraptır,
gördüğün kadar
Yönün mezar, sonun
mezar, unutma!
Hayat
bir olgudur, olduğun kadar
Hayat
bir dolgudur, dolduğun kadar
Hayat
bir bulgudur, bulduğun kadar
Önün
mezar, sonun mezar, unutma!
Hayat bir yol, onda
yokuş iniş var
Geldiğimiz gibi, bir
de dönüş var
Sonunda tahtadan
at'a biniş var
Önün mezar, sonun
mezar unutma!
Öyle,
ya da böyle, yol gidiliyor
Hiç
bitmez sanılan ömür bitiyor
Herkes
yaptığından hesap veriyor
Hesaba
hazır ol, sakın unutma!
Gönderen:
İlhan YILDIRIM
Tarih:02 Şubat 2009,
Pazartesi
11:48
DEDEDEN TORUNUNA HOŞ
NASİHATLER
(İlgililerin
istifadesine sunulur, herkes kendine
düşen payı almalı)
( İlhan YILDIRIM )
(1)
Ey oğul, sesimi
dinle kulak ver!
Kulağa giren söz ta
cana değer,
El atına binen pek
çabuk iner,
Tez eskir, iğreti
kaftan demişler.
Yetim malın, sakın
malına katma!
Veresiye hiçbir mal
alıp, satma!
El için kendini
ateşe atma!
Gemiyi kurtaran
kaptan demişler.
El ağzı tutulmaz,
her sözü duyma!
Bugünkü işini yarına
koyma!
İnsanı kamil ol,
nefsine uyma!
Seni aldatmasın
şeytan demişler.
Kendin çalış, uğraş,
yandır ocağı,
Verseler de alma,
namert yamağı,
Ortak bir inekten,
yeğdir buzağı,
Belli olsun alan,
satan demişler.
Bil, mazlumun ahı
hiç yerde kalmaz,
Meseldir, atılan ok
geri gelmez,
Dost uyur, su uyur,
düşman uyumaz,
Dost olmaz eski
düşman demişler.
İstersin ki, hayır
gele başına,
Hayır de her yerde
daim işine,
Felek ağı katar bir
gün aşına
Devir döner, geçer
devran demişler.
Sular gibi, nehri
hebaya akma,
Kendi ayıbına bak,
gayriye bakma,
Gördüğün deliğe
parmağın sokma,
Ya akrep çıkar, ya
yılan demişler.
Diline geleni
söyleme öyle,
Demesinler sana el
şöyle, böyle,
Yüz dinle, bin
düşün, bir tek söz söyle,
Sözünden bilinir
insan demişler.
(2)
Dünyada serseri gibi
gezersen,
İblis gibi doğru
yoldan azarsan,
Eli düşürmeye kuyu
kazarsan,
Elden önce düşer,
kazan demişler.
El için ağlayan
gözünden olur,
Kızını dövmeyen
dizinden olur,
Her şeyin çokluğu
azından olur,
Aza kanaat et, her
an demişler.
Dikensiz gül olmaz
demiş atalar,
Gün geçer, kin
geçmez demiş atalar,
Babası oğluna bir
bağ bağışlar,
Sonra, üzüm vermez
oğlan demişler.
Cömert, cömert
derler, maldan ederler,
Yiğit, yiğit derler,
candan ederler,
Çobansız koyunu kurt
kapar derler,
Ağlamazmış kendi
düşen demişler.
Dinle bir nasihat
edeyim sana,
Hayır dile, hayır
gelsin başına,
Düşman zehir katar
bir gün aşına,
Dişini göstermez
kaplan demişler.
Bir baş kuru soğan
kazan kokutur,
Deveyi yardan uçuran
bir tutam ottur.
Kalp kırayım deme,
ustası yoktur.
Zulümle yıkılır,
cihan demişler.
İstersen yuvanda
daima şenlik,
Dilersen evinde
dirlik, düzenlik,
Varlıkta darlık yok,
yoklukta birlik.
Gece-gündüz çalış
kazan demişler.
Karlı olur yüksek
dağların başı,
Yiğidin yiğittir hep
arkadaşı,
Lodos eser ise
yeşertir dalı,
Ayağını gevşek basma
demişler.
Gönderen:
İlhan Yıldırım
Tarih:11 Şubat 2009,
Çarşamba
14:25
ARKADAŞ
Bu dünya fanidir unutma bunu,
Ne yapsan nafile, gelecek sonu.
Sakın ha, çiğneme kul hukukunu,
Kendini ateşe yakma arkadaş...
Kolaylaştır işi sürme yokuşa,
Hayır kapısına git, koşa koşa,
Yoksulun garibin başını okşa,
Kimsenin gönlünü kırma arkadaş...
Bu günler var ise ekmeğin aşın,
Şüreyle Rabbin'e; ağırma başın,
Karnına taş basan ashabı düşün,
Yoklugu kafana takma arkadaş...
Ahirette bir mahkeme kurulur,
Kimler ne yaptıysa tek tek sorulur,
Herkes ettiğini önünde bulur,
Kendini günaha sokma arkadaş...
Gidiyor gençliğin direnmek niçin?
Ne güzel şahittir başında saçın,
İlahi cemali seyretmek için,
Dünya güzeline bakma arkadaş...
Gönderen: İlhan
YILDIRIM
Eklenme
Zamanı:11.12.2009, 07:43:55
VİDEOLAR
Köyümüz halkı video
DENDİL KÖYÜ
VİDEO (
)
GEMEREK
(İlçemizi Tanıyalım)
video
DENDİLDE YAĞMURLU BİR GÜN
|
|
BÖLGEMİZDEN HABERLER
RESİM VE
VİDEO GÖNDER
RESİM
ALBÜMÜNÜZ
|